• Elif Güveloğlu

Omega 3


#omega3#sagliklıbeslenme #fonksiyonelgıdalar Meslek hayatımda bana en çok yöneltilen soru belki de şu olmuştur ; 'Omega-3 takviyesi alalım mı?'. istisnalar dışında cevabım hep aynı olur; 'Hayır'... 22 yılı dolu dolu geçmiş aktif meslek hayatımda bir tane bile 'omega3 hapı' yazmadım, çünkü 'hap' hakkımızı gerçek bitkisel ilaçlarda veya besin takviyelerinde kullanmalıyız, gıdalarla rahatlıkla yeterli dozlarını alabileceğimiz maddeleri hap olarak tüketmenin anlamı yok, bir molekülden faydalanmak için onu çok yüksek dozlarda almaya da gerek yok, hep söylüyorum ya, bedenimiz çok tutumlu tabiat ise çok cömert... Bakın nelerde oldukça yüksek dozlarda omega-3 var; -Her türlü balık, özellikle de hamsi, sardalya, somon -Kalamar vb deniz ürünleri -Deniz börülcesi ve yosun türleri -Yumurta sarısı -Ceviz, Pekan cevizi -Hindistan cevizi -Fındık, fıstık, badem, antepfıstığı, kabak çekirdeği -Kuru fasulye, barbunya, soya fasulyesi -Chia tohumu -Keten tohumu ve yağı -Üzüm çekirdeği ve yağı -Nar çekirdeği ve yağı -Semiz otu, özellikle de tohumları -Avokado Omega-3 tek bir molekül değil, 3 temel tipi var; ALA, DHA, EPA Bunların bir kısmı hayvansal kaynaklarda var bir kısmı da bitkisel. Omega-3, bir yağ asidi grubu, beynimizden gözümüze, hücre zarlarımızdan hormonlarımıza kadar bütün hayati yapıların bünyesine giren çok önemli bir madde, esansiyel, yani gıdalarla alınması zorunlu, vücut bunları kendisi üretmiyor. Bunların diğer önemli bir fonksiyonu da moleküler yapısında 'çift bağ' içeren 'doymamış' yağ asitleri olmaları. Bu şu demek; bu çift bağ hücre ve hücreler arası ortamdaki bir tehlike durumunda açılıyor ve tehlikeli maddeyi 'bağlıyor' ki bu tehlikeli maddeler oksijen hücre düzeyinde kullanıldıktan sonra ortaya çıkan oksijen artıkları, yani 'reaktif oksijen radikalleri'. Bu maddeler çok saldırgan moleküller ve 'bağlanmadıklarında' hücre zarlarına ve genetik şifremizi taşıyan DNA'larımıza saldırıyorlar, bu da kronik dejeneratif hastalıklardan kansere kadar birçok önemli hastalığa neden oluyor. Yine altın sözle bitireceğim, tabiatta her şey var, yeter ki tabiat aklı ile beden aklını bilimle birbirine ulayalım... Sağlık, nezaket ve esenlikler dileğimle, sevgimle...

0 görüntüleme

Sitedeki tüm yazıların fikir mülkiyet hakkı "Elif Güveloğlu"na aittir

ve kaynak gösterilerek kullanılabilir. 

elifguveloglu.com © 2017